Web sitemize hoşgeldiniz, 17 Aralık 2017
escort bayan, escort ankara,

Hz.Mevlananın Hayatı

Hz.Mevlananın Hayatı
Lütfen, Yazımızı Değerlendirin ve Yorum Yapın...
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 votes, average: 5,00 out of 5)
Loading...

Kaliteli ve güncel bilgilerin adresi olan www.buyutec.net sitesinde her türlü bilgiyi bulabilirsiniz. Geniş bilgi kütüphanesi ile en doğru şekilde sitemizden faydalanabilirsiniz.

Asıl adı Muhammed Celaleddin olmak ile birlikte, Mevlana ve Rumi isimleri kendisine daha sonradan verilmiştir. Mevlana anlam itibariyle ‘Efendimiz’ demektir. Bu ismi ders okutmaya başladığı dönemde Konya’ da almıştır. Şems- i Tebrizi ve Sultan Veled tarafından ve kendisi çok genç yaşlardayken kullanılmaya başlanan bu isim bir nevi kendi adı gibi bilinmektedir. Rumi ismini ise, uzun yıllar yaşadığı yer ve aynı zamanda türbesinin de bulunduğu şehir olan Konya’ dan gelmektedir. Mevlena’ nın yaşadığı yıllarda Konya Diyari Rum olarak bilinmekteydi.

Mevlana,  30 Eylül 1207 tarihinde, bugün Afganistan sınırlarında yer alan Horasan bölgesinin Belh şehrinde dünyaya gelmiştir. Dünyaya geldiği bölgenin asil bir ailesine mensuptur. Babası sağlığında ‘ Bilginlerin Sultanı’ ünvanını da alarak Belh şehrinin ileri gelenlerinden biri olan Hüseyin Hatibi’ nin oğlu Bahadeddin Veled’ dir. Annesi ise, Belh Emiri Rükneddin kızı Mümine Hatun’ dur. Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled , o dönemde gelişen bazı siyasi olaylardan ve özellikle Moğol istilasının yaklaşmasından dolayı Belh şehrinden bir nevi ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu ayrılış 1212 ile 1213 yılları arasında gerçekleşmiştir. Bahadeddin Veled yakınları ve dostları ile Belh şehrinden ayrıldıktan sonra ilk olarak Nişabur’ a gitmiştir. Nişabur’ da bulundukları dönemde, burada tanınmış bir kişi olan Feridun Attar ile yolları kesişmiş ve Mevlana yaşının küçük olmasına rağmen Feridun Attar’ ın ilgisini çekerek takdirlerini kazanmıştır. Devamındaki süreçte ise, Bahadeddin Veled Nişabur’ dan sonra Bağdat ve oradan da hac vazifesini yerine getirmek üzere Kufe yolu üzerinden Kabe’ ye geçmiştir. Hac vazifesini yerine getirdikten sonra Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolundan ilerleyerek Karaman’ a gelmiştir. Burada Emir Musa’nın yaptırmış olduğu medreseye yerleşmişler ve ailesi ile burada 7 yıl yaşamışlardır.

Mevlana Celaleddin Rumi Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da 1225 yılında evlenmiştir. Mevlana Celaleddin Rumi ve Gevher Hatun’ un bu evlilikten Alaeddin Çelebi ve Sultan Veled  isimlerini verdikleri iki oğulları dünyaya gelmiştir. Gevher Hatun’un ölümünden sonra Celaleddin Rumi dul ve bir çocuğu olan Kerra Hatun ile bir evlilik yapmıştır. Mevlana Celaleddin Rumi ve Kerra Hatun’un bu evliliklerinden ise, Emir Alim Çelebi ve Muzafereddin isimli iki oğulları ve Melike Hatun isimli bir kızları dünyaya gelmiştir.

Mevlana Celaleddin Rumi’ nin bu döneminde Anadolu topraklarının büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin hükümdarlığı altındaydı. Aynı zamanda Konya Selçuklu Devleti’nin baş şehri idi. Zamanın hükümdarı Aleaddin Keykubad, Mevlana Celaleddin Rumi’nin babası Sultanı Ulema Bahaeddin Veled’i Karaman’ dan Konya’ ya davet ederek burada yaşamasını istemiştir. Ve Bahaeddin Veled ailesi ve dostları ile birlikte 3 Mayıs 1228’ de karşılandığı muhteşem törenle Konya’ da Altunapa Medresesi’ ne yerleşmişlerdir.  Bu dönemde Konya, Selçuklu Devleti’ nin  de en parlak dönemi olmasıyla birlikte dört bir tarafında sanat eserlerinin, ilim adamları ve sanatkarların bulunduğu bir bölgeydi.

mevlanaMevlana Celaleddin Rumi’nin babasının 12 Ocak 1231 yılında vefat etmesi sonucunda, mürid ve talebeleri Mevlana’ yı babasının varisi olarak görmüş ve etrafında toplanmışlardır. Mevlana Celaleddin Rumi bu görüşü boşa çıkartmayarak büyük ilim ve din bilgini olmuştur. İplikçi Medresesi’nde vaazlar vermeye başlamıştır. İlk dersini babasından alan Mevlana Celaleddin Rumi babasının ölümünden sonra, Seyit Burhanettin Tirmizi’ den ders almaya devam etmiştir. Mevlana Celaleddin Rumi’nin bu doğrultuda hayatını değiştiren ise Şemsi Tebrizi ile karşılaşması olmuştur. 15 Kasım 1244 yılında Şemsi Tebrizi ile karşılaşan Mevlana Celaleddin Rumi ile Şems arasında büyük bir manevi bir bağ oluşmuştur. Ancak birliktelikleri Şems’ in ani ölümü ile uzun yıllar sürememiştir. Hayata gözlerini 17 Aralık 1273’ de kaptan Mevlana Celaleddin Rumi hayatını “ Hamdım, yandım, piştim.” sözü ile özetlemiştir. Mevlana Celaleddin Rumi ölüm gününü “ Şeb- i Arus” düğün günü ya da gelin gecesi anlamına gelen bu tabir ile nitelendirirdi. Mevlana Celaleddin Rumi için ölüm Allah’ a yani sevdiğine kavuşmaktı. Bu sebeple dostlarına ölüm gününde ah vah edip ağlamamalarını vasiyet etmiştir. “ Ölümümden sonra mezarımı yerde aramayınız! Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.” Diyen Mevlana Celaleddin Rumi 66 yaşında yüksek ateş yapan karaciğer rahatsızlığı ile vefat etmiştir.

Sporlu Bağlantılar

Mevlana Celaleddin Rumi’nin arkasında bıraktığı değerli eserlerinden bahsedecek olursak;

Mesnevi: Klasik doğu edebiyatında yer alan bir şiir tarzı olan Mesnevi’nin sözlük anlamı ise ikişer, ikişerlik demektir. Edebiyat literatüründe Mesnevi, aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı  kafiyeli nazım şekilleridir. Mesnevi’ de yazım kolaylığını her beytin aynı vezinde ancak ayrı ayrı kafyeli olması sağlar. Özellikle uzun konu ya da şiirler yazılacaksa, kafiye kolaylığı ile mesnevi tarzı seçilir. Bu şekilde şiir, beyit beyit uzayıp gider. Klasik doğu edebiyatının şiir tarzı olarak bilinen Mesnevi Denildiğinde ise ilk akla gelen Mevlana Mesnevisi’ dir. Mevlana celaleddin Rumi’nin Çelebi Hüsameddin’ in isteğiyle yazdığı Mesnevi’nin dili Farsça’dır. 1278 tarihli olması itibariyle var olan en eski Mesnevi nüshası halen Mevlana Müzesi’nde teşhir edilmektedir. Vezni; Fa i la tün – Fa i la tün- Fa i Lün olan Mevlana Mesnevisi’nin beyit sayısı 25618’dir. Aynı zamanda 6 büyük ciltten oluşan Mevlana Mesnevisi, tasavvufi fikir ve düşünceleri üzerine oluşmuştur.

Divan- ı Kebir: Şairlerin şiirlerini topladıkları deftere verilen ad, divandır. Divan- ı Kebir ise, büyük defter yada büyük divan anlamına gelir. Mevlana Celaleddin Rumi’nin söylediği şiirlerin tamamı bu divanda yer alır. Divan-ı Kebir’ de Arapça, Rumca ve Türkçe çok az sayıda şiir yer almaktadır. Ancak genel dili Farsça’ dır. Divan-ı Kebir’ in beyit sayısı 40.000’ den fazladır. Divandaki şiirler kafiye ve vezne göre düzenlenmiştir. Şems’ in Mahlası ile yazılan bu divana Divan-ı Şems de denilir.

Mektubat: Mevlana Celaleddin Rumi’nin öncelikle Selçuklu hükümdarlarına ve zamanın ileri gelenlerine nasihat amacıyla ve kendisine sorulan dini ve ilmi soruların cevapları niteliğinde açıklayıcı bilgilere yer verdiği mektuplardan oluşan eseridir. Mektubat’ta yer alan mektupların sayısı 147’ dir. Ayrıca Mevlana Celaleddin Rumi Mektubatı’nda edebi mektuplar niteliğinde yazmamış, konuştuğu gibi yazmıştır.

mevalana celaleddinFihi Ma Fih: Mevlana Celaleddin Rumi farklı meclislerdeki sohbetlerinin yer aldığı ve oğlu Sultan Veled tarafından derlenmesi ile oluşturulan eseridir. ‘ Onun içindeki içindedir’ anlamına gelen Fihi Ma Fih’de 61 bölüm bulunmaktadır. Zamanın siyasi olaylarının da yer alması sebebiyle aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da görülmektedir. Eserin konuları arasında cennet, cehennem, dünya, ahret, mürşit, mürid, aşk ve sema yer almaktadır.

Mecalis- i Seb’a: Yedi Meclis anlamına gelen Mevlana Celaleddin Rumi’nin bu eseri, yedi mecliste Mevlana’nın yedi vaazından oluşmaktadır. Çelebi Hüsameddin ve Mevlana’nın oğlu Sultan Veled tarafından Mevlana’nın vaazlarının not edilip sonrasında düzenlenerek oluşturulmuş bir eserdir. Mevlana Celaleddin Rumi Meclis- i Seb’ a eserinde açıklanacak konuları ve tasavvufi görüşlerini açıklamış, her bölüme ‘Hamd ü sena’  ve ‘Münacaat’ ile başlamış ve tıpkı Mesnevisi’ nde olduğu gibi hikaye ve şiirler ile tüm bunları zenginleştirerek cazip bir hale getirmiştir.

Sporlu Bağlantılar

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz